Gökdelenlerin aynalı camlarından süzülen ışıklar, sokak lambalarının titrek aydınlığına benzemez. Oradan yansıyan parıltılar simsiyah gölgeler doğurur.
Ne metropollerin bilindik tekinsizliği ne de aşağılık pazarlıkların yaşandığı kırmızı rujlu sokaklar, hiçbiri bu kulelerin ardında yaşananlar kadar pervasız olmamıştı. Sizi, her köşesinde ruhların satışa çıkarıldığı, şampanya kadehleri arasında insanlığın harcandığı, asmalı bahçelerin ise kimseyi kurtarmadığı modern bir Babil kulesine davet ediyorum.
Güzelliğine, gençliğine ve cesaretine güvenen gözü kara kadınların, hayatta kalmak ve en yukarı tırmanmak için birbirini parçaladığı, her hamlesi ölümcül bir arena burası; kazananın olmadığı, henüz sırası gelmemiş kurbanların kahkahalarıyla inleyen acımasız bir savaş alanı.
Şatafatlı hayatlar, lüks oteller, pahalı arabalar ve rezidans daireleri… Hepsi büyüleyici birer maskeden ibaretti. Bu ışıltılı sahnenin arkasındaki karanlığı göremeyenler, Bermuda Şeytan Üçgeni’nden farksız olan hırs, para ve şehvete teslim olarak kendi elleriyle kurdukları amansız bir girdabın diplerine doğru çekildiler. Geriye bıraktıkları tek şey birer kan lekesiydi; bazen beton zeminlerde bazen soğuk küvetlerde.
Perdeyi açtım, ölüm senfonisinin sinsi ezgileri duyuluyor. Rezidansta avcı kurtların dansı başlıyor.








Yorumlar
Henüz yorum yok.